Teşekkürler Adem Hocam!

Biz toplum olarak değerlerimize yaşarken sahip çıkmak yerine öldükten sonra arkasından ağlamayı-sızlamayı daha çok severiz.

Bu noktada çok acayip samimiyetsiz bir anlayışa sahibiz.

Oysa sevdiklerimize yaşarken "seni seviyorum sen çok iyi bir insansın" diyemedikten sonra sonradan ağlasan ne olacak?

Bir-birimize yaşarken haklarımızı ya HELAL edelim ya HARAM.

Teşekkürler Adem Hocam!

Öldükten sonra bir-birimize duymuyor ve görmüyoruz.

Her zaman derim.

İnsanın en ahlaklısı en şereflisi ve en namuslu olanı insanların YÜZÜNE konuşanlarıdır.

Fesatlık-dedikodu ve hasetlik ise en büyük ALÇAKLIKTIR.

Neyse bu konu çok derin.

Daha fazla kızmadan-dökmeden size bu yazımda bir güzel hemşerimizden bahsedeyim.

Adem Solak hocamız Trabzonlu..

Trabzon Arsinli hemşerimiz Adem Solak.

Kendisi halen şiddetin ve suçun, öncelikle amaç alınması gerektiğine ağırlık veren vakfın(HEGEM) kurucusu.

Şu aralar çok ama çok önemli bir projeye imza atmanın haklı gururunu yaşıyor.

 Adem Solak hocamız cezaevlerinde 1984 yılından bu yana yürüttüğü çalışmaları ile bilinmektedir. 

 Ceza İnfaz kurumlarında 6 bin mahkumla çalışmalar yaparak bunları hem rapor haline getirdi hem de kitaplaştırdı.

UNICEF ve Adalet Bakanlığı ortak projesi olan Etkin Hükümlü Yönetimi projesini ülke çapında yönetti. 

Ulusal ve yerel TV kanalarında şiddet ve suç konulu çok sayıda programa katıldı. 

Çok kilit noktalarda önemli sorumluluk aldı.

Yaşamı boyunca araştırma, sorgulama ve doğruya ulaşma ilkesini hedef adlı.

Dürüstlükten ve objektif olmaktan asla taviz vermedi.

Çoğu zaman haksızlığa uğradı imkansızlıklarla mücadele etti ama yılmadı

İşte o Adem Solak bugün kendisine inanan ve ekip ruhu ile hareket eden yüzlerce akademisyen ile birlikte yeni bir projeyi ülke gündemine getirdi.

Sadece ülkemizin değil dünyanın başına Kovid 19 gibi bela olan Şiddet konusuna kökten çözüm noktasında proje geliştiren Adem Solak bu çalışma ile şiddete karşı sivil bir mücadele ağı oluşturacak.

Bu devası projenin ilk ayağı: "81 ile 300 bin sosyal arabulucu, insan hakları danışmanı ,şiddetle mücadele formatörü" 

Eğitim seminer ve sonuçlarının alınması noktasında on yıllık bir zaman dilimine ihtiyaç var.

Başarıyla tamamlanması halinde çok ama çok büyük bir yaraya neşter vurulmuş olacak.

Her gün onlarca insanın öldüğü yüzlercesinin yaralandığı ve binlerce insanın mağdur olduğu Şiddet ve suçların önüne geçme noktasında dev bir adım.

Bizim açin asıl önemli olan şiddet olmadan bunu engellemek olmalı. Yoksa şiddete maruz kalmış birini gündeme taşısan ne olacak?

Magazinden öteye gitmiyor.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Çalışma Sosyal Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı  ve Diyanet İşleri Başkanlığının destek verdiği "81 ile 300 bin sosyal arabulucu, insan hakları danışmanı ,şiddetle mücadele formatörü" projesi ile ilgili Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, KTÜ, Atatürk Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Giresun Üniversitesi ve Iğdır Üniversitesi protokol imzalanarak iş-birliği gerçekleştirecek

Şiddetle Mücadele Vakfı(HEGEM) nın öncülük yaptığı projeye yabancı ülkelerden bile talep var.

Projeyi başta Türki Cumhuriyetleri olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri şimdiden yakın takibe almış.

Adem Solak ve ekibinin  kılı-kırk yardığı günlerce kafa yorduğu şiddetle mücadele konusu aslında bir beka meselesi kadar önemli.

Özellikle pandemi süreci ile birlikte toplumun ruh sağlığı iyice bozuldu.

Şiddet olaylarında korkunç bir artış var.

Bizler geleceği de hesaba katarak bunun önüne geçmemiz gerek.

Nasıl ki maske-mesafe-hijyen ve aşı Kovid 19 için bir çözümse bu tür sivil projelerde şiddetle mücadele noktasında elimizdeki en büyük silahtır.

İnsanları eğitmek ve bilgilendirmekten öte çaremiz yok..

Yasaklar, güvenlik tedbirleri, cezalar, konuşmalar, tepkiler yetersiz kalıyor..

Şiddet meselesi artık çağın hastalığı..

Bu ülkenin bir evladı olarak Adem Solak hocamızı ve bir-birinden kıymetli bilim insanlarının olduğu ekibini yürekten kutluyorum.

Şahsen kendimde bu projenin bir parçası olmaktan mutlu ve gururluyum.

Hepimize düşen görev bu tür sosyal-somut ve toplumsal faydaları olan projelere sahip çıkmak olmalı.